| 12 Temmuz 2007, 13:16:30 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Kibir
-"Hocam senin evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir aslı var mıdır?" Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama bir kere soruldu ya... -"Her halde öyle olmalı." der. Çevresindekiler hemen: -"O zaman göster bakalım kerametini derler." Hoca; -"Ey ulu çınar çabuk yanıma gel!.." der. Der ama tabii ne gelen ağaç var ne giden. Hoca kendisi ağacın yanına gider. Halk, -"Ne oldu Hoca ağacı getiremedin, kendin oraya gittin!" der ve gülerler, Hoca; -"Bizde kibir yoktur, dağ yürümezse abdal(kul) yürür" der.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
Robot Moderatör
|
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
Anahtar Kelimeler: Nasrettin Hoca Fıkraları Simple Machines Forum Smf.gen.tr Ödüllü Seo Webmaster Yarışması, Nasrettin Hoca Fıkraları oyunları, Nasrettin Hoca Fıkraları programı, Nasrettin Hoca Fıkraları oyunu indir, Nasrettin Hoca Fıkraları program yükle, Nasrettin Hoca Fıkraları download, Nasrettin Hoca Fıkraları hikayeleri, Nasrettin Hoca Fıkraları resimleri, Nasrettin Hoca Fıkraları haber, Nasrettin Hoca Fıkraları yükle,
Nasrettin Hoca Fıkraları videosu, Nasrettin Hoca Fıkraları msn eklentisi, şarkı sözleri
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:16:46 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Dünyanın Dengesi
Hoca'ya bir gün: Sabah olunca insanların kimi o yana ,kimide bu yana gider. Sebebi hikmeti ne ola ki? -Hepsi aynı yöne gidecek olsa, dünyanın dengesi bozulurda ondan
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:16:58 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Bilenler
Hoca kürsüye çıkar çıkmaz: "Ey cemaat ne anlatacağımı biliyor musunuz?" der fakat cemaatin ancak küçük bir kısmı bilmiyoruz der. Hoca: -"O zaman bilenler bilmeyenlere anlatsın" der ve vaaz etmeden kürsüden hemen iner
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:17:13 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Kürsüde
Hoca bir gün vaaz vermek için kürsüye çıkmış. Fakat olacak bu ya, aklına hiçbir şey gelmemiş. Oturmuş, oturmuş, nihayet - “Ey cemaat size söylemek için aklıma bir şey gelmiyor desem ne dersiniz?” Oğlu da kürsünün dibinde oturuyormuş. Hemen ayağa kalkıp - “İlâhi baba, hiçbir şey aklına gelmiyorsa, kürsüden aşağı inmek de mi gelmiyor.”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:17:27 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
 |
|
|
Allah Taksimi Mi? Kul Taksimi Mi?
Çocuklar, mahallede birbirlerine girmişler. Kavga döğüş, kıyamet!... Ele geçirdikleri bir kucak cevizi bir türlü doğru dürüst bölüştüremiyorlarmış. Kavganın kızıştığı bir sırada Hoca da oradan geçiyormuş. Çocuklar koşarak ona başvurmuşlar: - Hoca Efendi, ne olur, şunları bize güzelce bölüştürüver! Çocuklar bir kenara çekilmişler. Hoca geçmiş cevizlerin başına: - Çocuklar demiş, Allah taksimi mi istersiniz, yoksa kul taksimi mi? Çocukların hepsi birden: - Allah taksimi, Allah taksimi! Diye bağırmışlar. Bunun üzerine Hoca bir avuç ceviz alıp bir çocuğa vermiş. Arkasından iki cevizi bir başkasına, birkaç avucu ötekine, beş altı taneyi berikine... Bazı çocuklara da hiç vermemiş. Çocuklar Hoca’ya itiraza başlamışlar. - Bu nasıl taksim Hoca Efendi, haksızlık ettin! Demişler. Hoca da: - Çocuklar demiş, siz benden Allah taksimi istemediniz mi?... Allah taksimi böyledir. O, dilediğine az, dilediğine çok verir, hiç vermediği de olur, herkes kısmetine boyun eğer!...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:17:41 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Kaz Gibi
Hoca, abdest alırken suyu bitmiş. Bunun için tek ayağını yıkayamamış. Namaz esnasında tek ayağı üzerinde duruyormuş. - Hoca, neden tek ayak üzerinde duruyorsun? Diye sormuşlar. Hoca şöyle cevap vermiş: - Bu ayak abdestli değildir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:17:54 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Lütfunda hoş, kahrında
Günün birinde uzun bir yolculuktan dönen Hoca, güneş altında koşmaktan yorulur ve dua etmeye başlar. - 'Aman Allah’ım çok yoruldum, daha fazla yürüyemiyorum. Lütfen bana bir eşek gönder.' Kısa bir zaman sonra Hoca yanında eşek de taşıyan bir atlı genç görür. Buna çok sevinir. Atlı yaklaşınca Hoca’yı görür ve ona şöyle der: - 'Sen tembel adam! Niçin burada oturuyorsun? Bak benim eşek yolculuktan ve sıcaktan bitkinleşti. Buraya gel ve onu bir sonraki şehre kadar taşı!' Önce Hoca itiraz etmek ister, fakat genç adamın kendisini döveceğini hissedince korkar. Böylece Hoca eşeği bir sonraki şehre kadar taşımaya razı olur. Yorucu birkaç saatten sonra şehre varırlar. Genç adam Hoca’yı dışarıda bırakarak hana girer. Bunu gören Hoca yorgunluktan yere yığılır ve şöyle dua eder: - 'Oh, aman Allah’ım, artık çok şey öğrendim. Bundan sonra dualarımda dikkatli olacağım.'
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:18:07 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
 |
|
|
Yağmurdan Kaçıyormuş!
Bir gün, bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, Hoca da evinin penceresinde oturarak sokağı seyrediyormuş. Bir ara dostlarından birini, cüppesinin eteklerini beline dolayarak koşa koşa evine giderken görmüş ve pencereyi açarak seslenmiş: - “İnan olsun ki çok ayıp! Senin gibi aklı başında, olgun bir adam, Allah’ın rahmetinden kaçar mı?...” İçinden Hoca’ya hak veren adamcağız, bu sefer ağır ağır yürümeye başlamış; fakat tepeden tırnağa ıslanmış olarak evine varınca, Hoca’nın oyununa uğradığını anlamış. Günün birinde Hoca yolda yağmura tutulmuş; koşar adım evine yönelmiş. Birkaç gün önce kendisiyle alay ettiği ahbabının evi önünden geçerken adamcağız “taşı gediğine koymanın tam zamanı” diyerek, evin penceresinden Hoca’ya bağırmış: - “Hocam, Hocam, Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun, ayıp değil mi sana?” Hoca, hiç istifini bozmadan koşmaya devam ederek şu cevabı vermiş: - “Hay anlayışsız, hay!... Ben rahmetten kaçmıyorum; tam tersine yere düşen rahmetleri çiğnememek için koşuyorum!... “
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:18:21 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Büyük Farklılık
Hoca, namaz kıldırıp vaaz vermek ve biraz para elde etmek için üç günlük uzaklıktaki bir köye gitmiş, bir ağanın evine konuk olmuş. Ağa, Hoca’ya bir şey okutmuş, sonra aynı şeyi kendisi okumuş. Hoca’ya bir satır yazı yazdırmış, altına aynı yazıyı kendi de yazmış. Sonra demiş ki: - “Gördün ya, sen okudun, ben de okudum. Sen yazdın, ben de yazdım. Sana ne hacet, aramızda ne fark var?” Hoca: - “Dur demiş, aramızda büyük bir fark var”: Ben üç günlük yolu, yarı aç ve yaya geldim, sense burada rahat huzur içinde yan gelip yatıyorsun.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:18:46 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Kıyamet
- Kıyamet ne zaman kopar? Diye Hoca’ya sormuşlar, O'da: - 2Hangi kıyamet?' demiş. - 'Kıyamet kaç tanedir?' demişler. - 'Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi ölümü küçük kıyamet, dünyanın parçalanması ise büyük kıyamettir. Bizim ev için sorarsan karım ölürse küçük kıyamet. Ben ölürsem büyük kıyamet!' diye karşılık vermiş.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:19:11 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Ezan
Nasreddin Hoca bir gün hem ezan okuyor, hem de camiden koşarak çıkıyormuş. - “Niçin hem ezan okuyor, hem de camiden koşarak çıkıyorsun? Diye birisi bağırmış. Hoca şöyle inandırıcı bir cevap vermiş. - “Bakalım sesim nerelere kadar varıyor diye dinlemeye gidiyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:19:24 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Aferin
Hoca kırda dolaşırken bir deli çobana rastlar. Çoban: - “Sen Hoca mısın?” diye sorar. Hoca: - “Evet,” der. - “Sana bir şey sorsam bilir misin?” - “Bilirim sor!...” der. - “Bilmezsen sormayayım. Zira kime sorduysam cevap veremedi.” - “Sor dedik ya...” der. - “Her ay yeni ay çıkıyor, sonra incelip kayboluyor. Sonra yine yenisi çıkıyor. O eskilerini ne yapıyorlar?” - “Bu kadarcık şeyi bilemedin mi?... Bir kısmını kırpıp kırpıp yıldız yaparlar, gökyüzü onlarla dolu. Bir kısmını da uzatırlar şimşek yaparlar, yağmurlu ve fırtınalı günlerde kılıç gibi uzar, sen bunları hiç görmedin mi?” der. Çoban biraz düşünür ve daha sonra: - “Aferin be, der. Gerçekten tam bir Hocaymışsın. Ben de öyle düşünüyordum.”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:19:38 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
El Yazısı
Nasreddin Hoca iyi bir eğitim görmüştü. Bölgenin en iyi okullarına gitmişti. Bunu bilen ve okuma yazma bilmeyen bir komşusu bir gün Hoca’ya gelmiş: - “Hoca” demiş. “Oğlum Konya’da. Ona bir mektup yazar mısın?” Hoca da: - “Ben Konya’ya gidemem” demiş. - “Sana, Konya’ya git demedim mektup yazmanı istedim.” Hoca: - “Benim el yazımı benden başka kimse okuyamayacağında mektubu okumak için kendim gitmeliyim.”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:19:53 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
Tok Olmak İçin
Bir köy imamı Nasreddin Hoca’yı misafir olarak kabul eder. Ev sahibi de ona şöyle söyler: - “Beyim! Beyim! Siz yorgun musunuz, yoksa susuz musunuz? Karnı aç olan Hoca şöyle cevap verir: - “Buraya gelmeden önce bir su kaynağının önünde uyumuştum da.”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
| 12 Temmuz 2007, 13:20:06 |
|
Aktif Üye
Üye No: 224
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 194
Nerden: denizli
Rep Puanı: 1
|
 |
|
|
Doksan Dokuz
Bir devirde Nasreddin Hoca büyük bir para sıkıntısına düşmüş. Ne yapsın? Başlamış gece gündüz evinde yüksek sesle dua etmeye: - “Yarabbim, bana yüz altın ver! Doksan dokuz olursa asla kabul etmem...” Onun durmadan böyle dua ettiğini duyan zengin bir komşusu merak etmiş. Yanına doksan dokuz altın alarak görünmeden Hoca’nın damına çıkmış. Tam Hoca aynı duayı sayıklarken başlamış bacasından teker tekerk altınları atmaya. Hoca, bacasından altın yağmaya başladığını görünce, Allah’ın nihayet duasını kabul ettiğine inanarak koşmuş. Başlamış altınları toplamağa... Bir taraftan da sayarmış. Altınların sayısı doksan dokuz olunca: - “Buna da şükür Allah’ım! Varsın doksan dokuz olsun! Diyerek altınları cebine indirmiş.” Bacanın tepesinde bu işin sonunu bekleyen zengin komşu hemen telâşlanmış. Yukarıdan seslenmiş: - “Hoca! Hoca! Hani altınlar doksan dokuz olursa kabul etmeyecektin! Oldu mu ya!” Hoca pişkin bir tavırla şöyle cevap verir: - “Doksan dokuz altını veren Allah, elbette birini de verir.”
|
|
|
|
|
Logged
|
|
| |
Yükleniyor...
| | | | | | | | | | | | | | |